Tüm Kategoriler

Jack Nicholson

Jack Nicholson
Aşkın Formülü Yok – I Rymden Finns Inga Känslor Matt Damon

 22 Nisan 1937 New York doğumlu Nicholson aktör, yönetmen, prodüktör ve senaryo yazarı olarak haklı bir ün kazanmıştır. 12 kez Oscar’a aday gösterilen ve bu ödülü 3 kez farklı dallarda kazanan aktör bunlarında dışında da sayısız ödül sahibidir.Anne ve babası sandığı kişilerin gerçekte büyükanne ve babası, ablasınınsa gerçek annesi olduğunu ancak 37 yaşında öğrenen Nicholson, New Jersey’nin Neptun kentinde büyümüş ve Katolik eğitimi almış.

 Hollywood’a ofis görevlisi olarak adım atan Jack Nicholson, 1958’de çekilen The Cry Baby Killer ile sinema dünyasına giriş yapar. The Little Shop of Horrors, The Raven, Valentine’s Day Massacre bu dönemde rol aldığı filmlerden bazılarıdır.

 Senaryo yazarı ve yönetmen olarak kamera arkasında da çalışır Nicholson. Peter Fonda and Dennis Hopper başrollerinde oynadıkları 1967 tarihli The Trip onun dikkat çeken ilk senaryo çalışmasıdır. En iyi Aktör dalındaki ilk adaylığı 1970 yılında Five Easy Pieces’deki rolüyle gelir. 1973’de The Last Detail ile Cannes film festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görülür. Roman Polanski’nin ünlü Chinatown filmindeki başarısı ise yine aynı dalda bir Oscar adaylığıyla ödüllendirilir.

 Jack Nicholson ilk Oscar ödülünü ise Ken Kesey’nin romanı One Flew Over the Cuckoo’Nest romanından uyarlanan ve Milos Formann’ın yönettiği 1975 yapımı Guguk Kuşu filmiyle kazanır. Bundan sonra bir süre Nicholson’ı The Last Tycoon’daki gibi küçük ama alışılmadık rollerde de izleriz.

 1980’de Stanley Kubrick’in yönettiği, Stephen King’in The Shining romanından uyarlanan filmdeki rolü Nicholson’ın akıllarda kalan en etkileyici performanslarından biridir. 1983 yılında 11 dalda Oscar’a aday gösterilen Terms of Endearment’da emekli bir astronotu canlandırdığı rolü ise ona en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü getirir.

 80’ler aktörün belki de en çok çalıştığı ve unutulmayacak karakterlere imzasını attığı yıllardır. Bu dönemde rol aldığı The Postman Always Rings Twice, Reds, Prizzi’s Honor, The Witches of Eastwick, Ironweed filmleri üç Oscar adaylığı daha getirir ünlü aktöre.

 1989 yapımı Batman’deki unutulmaz Joker rolüyle Nicholson bir kez daha hafızalara kazınırken 1992’de, deniz kuvvetlerinde işlenen bir cinayeti anlatan A Few Good Men’de canlandırdığı acımasız komutan rolü ona başka bir Oscar adaylığı daha getirir. Yine 92 tarihli Man Trouble ve Hoffa’daki rolleri ile Razzie ve Golden Globe ödüllerini kazanır. Obsesif Melvin’ini canlandırdığı romantik komedi As Good as It Gets ile 1997 yılında bir kez daha en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazanan Jack Nicholson her türden rolün adamı olduğunu bir kez daha kanıtlar.

 Ünlü aktörün olgunluk dönemi olarak da adlandırabileceğimiz 2000’li yıllarda onu yine önemli yapımların başrollerinde görürüz. 2002 yılında, About Schmidt ve sıra dışı bir terapisti canlandırdığı Anger Management; yaşlı playboy karakteriyle Something’s Gotta Give; başrollerini Matt Damon ve Leonardo DiCaprio ile paylaştığı The Departed. Nicholson’ı son olarak The Bucket List’de, kanser olduğunu öğrenen ve elinde yapılacak listesi, yanında Morgan Freeman’la dünyayı dolaşırken görürüz. Aktör olarak kazandığı şöhretin yanı sıra fanatik bir Los Angeles Lakers taraftarı olması onun ön plana çıkan bir diğer özelliğidir.

© 2017